Hızır Lokması

XİZİR LOKMASI
hizir-lokmasi

Kürt Kızılbaşlığında, hem ilahiyat hem de sosyalitesinde kimi zaman “Xizirê Kal”, kimi zaman da “Bozatlı Hızır” (Xizirê Hespê Boz) olarak adlandırılan bir kutsallık betimlemesi vardır. Tahtacı, Çepni ve Türkmen Kızılbaşlarının da ortak tanrısalı olmakla birlikte, Kürt Kızılbaşlarında bu tanrısallık dolayımsızdır. Bu tanrısallığa özgü Kürt Kızılbaşlığında oldukça kapsamlı bir inançsal etkinlik yapılanması bulunmaktadır.

“Kandaş Ortaklık Toplumu”, bugünkü anlamda, biyolojik anne ve baba olarak daralan ve mülk dünyası örgütlenmesinin en küçük birimini teşkil eden “çekirdek aile” anlayışına dayanmaz. Onun anlamını taşımadığı gibi, bugünün mantığıyla kavranılması da oldukça zordur. Kandaş Ortaklık Toplumu’nda ana, temeldir ve bütün dişiler anadır. Topluluğun “ortak anası”dır. Ortak ana, topluluğun tüm üyeleri için aynı özden gelmenin kapısı olarak görülür. Bu, ortak ananın aynı zamanda “ortak yiyecek” olduğu anlamına gelmektedir. Bir üçüncü öğe ise “ortak hane”dir. Yani, barınmadır. Bu nedenle ortak ana; doğuran, besleyen, büyüten, esirgeyen ve koruyan sıfatlarıyla tanımlanmıştır.

Besleyen ve koruyan kimliği, yani “ortak sofra”nın ve “ortak hane”nin sahibi olma kimliği, Kürt kadının Kızılbaş kimliğinde olduğu gibi Tahtacı, Çepni ve Türkmen kadının Kızılbaş kimliğinde de aynı anlamda kendini ifade etmiştir. Bu bir Anadolu ve Yukarı Mezopotamya (Bereketli Hilal) kültürü ve kültüdür. Bozulan ve çözülen bir zeminde de olsa, hala varlığını bir biçimde korumaktadır. Kürt Kızılbaş için Daye ya da Ane, Türkmen için Ece, Tahtacı için Eme ya da Anabacı ya da Akana olsa da, cümlesi Naciye Ana çocuklarıdır ve hepsi de “Rızalık Şehri”ndendir. Bu anlayış noktasında aralarında en küçük bir ayrım yoktur.

Bu tarihsel yaklaşım bağlamında Hızır etkinliği, yaşayan son örneklerden olması bakımından son derece önemlidir.Kürt Kızılbaşlığında hem ilahiyat hem de sosyalitesinde kimi zaman “Xizirê Kal”, kimi zaman da “Bozatlı Hızır” (Xizirê Hespê Boz) olarak adlandırılan bir kutsallık betimlemesi vardır. Tahtacı, Çepni ve Türkmen Kızılbaşlarının da ortak tanrısalı olmakla birlikte, Kürt Kızılbaşlarında bu tanrısallık dolayımsızdır. Bu tanrısallığa özgü Kürt Kızılbaşlığında oldukça kapsamlı bir inançsal etkinlik yapılanması bulunmaktadır. Hızır etkinlikleri hem bir kültür etkinliğidir hem de bir kült (tapınma). Hem bir ilahiyattır hem de bir gelenek. Hem bir şölendir hem de dinsel bir etkinlik Hem bir folklordur hem de bir sanat.

Bereketli Hilal ve Anadolu tarihselinde insanlar, Ana tanrıçalarını bir “öte dünya” kaygısıyla sevmiş değillerdir. Her dönemde o tamamıyla bu dünyanın tanrısalıdır. Yakın tarihle başlayan düzlemde bütünüyle cinsiyet değiştiren bu alanda, ana tanrıçalar öz yurtlarından kovulmuşlar gibi görünseler de Kızılbaşların “Rızalık Şehri”lerinde onlar, hala yerlerini aynı anlamda korumaktadırlar. Çünkü, doğa onunla sevilmiş ve bütünleşmiştir. Doğanın doyuruculuğu ve verimliliği onunla dile getirilmiştir. Bu topraklarda yaşayan insanların yaratıcı gücü ve kişiliği, onun tarafından yansıtılmıştır. Sümer toplumuyla başlayan ve Asurlularda kurumlaşan erkek egemenliğinin savaşçı, fetihçi sınıflı toplum gelişimi, Aşağı Mezopotamya’yı ve bütün bir bölgeyi etkisi altına alırken, Yukarı Mezopotamya (Bereketli Hilal) ve Anadolulu çiftçi ve çoban halklar, ana tanrıçalarının koruyuculuğunda binlerce yıllık “Cennet Çağı”nı yaşadılar.Anadolu’da ana tanrıçanın büyük tapınağı olmadı ve ana tanrıça Sümer ya da Mısır’daki gibi büyük anıtsal tapınaklara hiç taşınmadı. Zaman zaman ortak kutsal mekanlara taşınsa bile o, her evin bir bölümünde ve o evin koruyanı ve kollayanı olarak kalmayı yeğledi. Hep halktı ve halk olarak kaldı, ayrılmadı, ayrıcalıklaşmadı. Her evin kutsal mekanı o evin güncel yaşamıyla iç içe olmuştur. Binlerce yıllık bir güzergahtan akarak gelen bu anlayış; Kızılbaş hanelerinde gelenekler, görenekler olarak hala varlıklarını sürdürmektedirler.

Hızır etkinlikleri, bu tarihsel güzergahın günümüze ulaşan en önemli öğelerinden birini oluşturur. Bir çiftçi ve çoban toplum kültürü olarak Hızır etkinlikleri, bir “yeniden doğuş” anlamına geldiği gibi, aynı zamanda bir yıldönümü ve bu bağlamda mevsim dönümü anlamını ifade etmektedir. O bir “beslenme” olduğu gibi aynı zamanda bir “barınma, sağlık, mutluluk, sevgi, kardeşlik, dayanışma ve paylaşma” gibi insansal etkinliklerle de kendisini açığa vurur. Bu gibi belirlemeler, Bozatlı Hızır’ın asli nitelikleridir de. Bu gibi betimlemelerin tamamı bizi, doğrudan ortak ana kapısına götürmektedir. Bu etkinlikler, Bozatlı Hızır şahsında cinsiyet değiştirmiş ana tanrıça etkinlikleri olarak karşımıza çıkar. Bu bir gerçektir.

Bugün, bir gelenek ve görenek etkinliği olarak Hızır etkinliklerinin, ilkbaharın ilk ayında, bir gün ve mevsim dönüşümünde başlatılması, ilk anma törenlerinin ocak başlarında gerçekleştirilmesi ve “ev damı” ya da “aş hane” gibi ev bölümlerinde gerçekleştirilen sembolik Hızır beklentisi gibi etkinlikler, bize, Hızır etkinlikleri içine gizlenip kalmış ana tanrıça etkinlikleri olarak görünmektedir.

Not: Ne zaman Anadolu ve özellikle Yukarı Mezopotamya Aleviliği ele alınsa, genel düşünsel yaklaşımın temel verileri birçok benzer konuda olduğu gibi Mekke ve doğal olarak Arap kaynaklı oluyor. Hızır konusu da aynı yaklaşımdan nasibini almakta gecikmiyor tabii. Hızır’ı sözcük olarak Arapça kökenli olarak belirten bu yaklaşım öğretisi, Arapça “Hızr” (yeşil) kökünden üretilmiş bir sözcük ya da isim olduğunu ifade etmektedir. Her dilde eş sesli sözcükler bulunabilir ama aynı anlamı vermez. Hızır sözcüğünün Arapça kökenli gösterme çabası bu tür ayrımları gözetmeden yapmaktadır. Bize göre Hızır sözcüğü “Kho Adır = Xo Adır (Hıdır)” ya da “Kho Azer=Xo Azer (Hızır)” sözcüklerinin bitişmesinden doğmuştur. Dêrsim’de insanların yarısının adı hıdır’dır,diğer yarısının adı da ali hıdır’dır,bu da tesadüf değildir.

Haşim Kutlu

Reklamlar