Sirius Yıldızı, Dogonlar ve Alevilik

Sirius Yıldızı ve DOGONLAR
Dogonlar ve Sirius Yıldızı

Afrika kıtasının balta girmemiş ormanları içinde, uygar dünya ile ilk kez tanışan bir kabile bulundu yıllar önce, DOGONLAR. Diğer tüm yerli kabileler gibi, inanılmaz bir ilkel topluluktu Dogon Kabilesi. Yarı çıplak yaşayan, avlanan, tarımla beslenen ve kendi yaşadıkları yerden başka hiçbir yeri bilmeyen bir ilkel topluluk; ama SİRİUS YILDIZI hariç.

Bu ilkel Afrika kabilesi ile iletişim olanaklarını geliştirdikçe ve taş devrini yaşayan bu insanlarla ortak dili oluşturmayı başardıkça, uygar batı toplumunun şaşkınlığı her geçen gün biraz daha artıyordu. Çünkü Dogonlar, o güne kadar Batı toplumunun da haberdar olmadığı ve henüz keşfedemediği bir yıldız ile ilgili (Sirius B) inanılması zor ve ayrıntılı bilgi vermekte idi.

Dogonlar bu yıldızdan dünyaya gelen varlıkların Dünyaya 22(!) gemi ile geldiklerini, Dünyadaki yaşamı onların başlattığını ve bunu yaparken de sadece 1 çift insan değil (Adem-Havva) 4 çift prototip insan bıraktıklarını söylemekteydiler.

Siriustan gelen Tanrılar “Nommo”lar idi. Nommolar Sirius B’nin müthiş ağır, görülmesi mümkün olmayan çok küçük ama aynı zamanda inanılmaz güçlü bir yıldız olduğunu söylemişlerdi Dogonlara. Onlara göre modern bilimin ancak yeni keşfedebildiği gibi, Sirius A ve B’nin yörüngesel hareketi aynen insanın DNA’larının temel hareketini andırmaktadır. Sirius (Yıldız) sistemi Dogonlara göre, evrenin eksenini oluşturmaktadır ve tüm madde ve ruhlar, bu iki yıldızın spiral(helezoni) hareketleri neticesinde yaratılmaktadır(!). ve beklide en önemlisi, Dogonlar üçüncü bir Siriustan, Sirius C’den bahsetmektedirler ki, modern astronomi bununla ilgili bilgiye ancak 1970’lerde ulaşabilmiştir. Ve Dogon yerlileri kesinlikle doğru bilgi vermektedirler. Yani Sirius C vardır. Ve Sirius’un sahip olduğu güçler içinde belki de en çok dikkat çekeni, “ Bilinç frekanslarını bir realiteden bir realiteye aktarabilmesidir.” …….
Batı Afrika yerli kabilesi olan Dogonların, Sirius yıldızı ile ilgili verdiği bu bilgilerin nerede ise aynısını, onlardan binlerce Km uzaklıkta yaşayan Hintlilerin destanlarında da bulmak mümkündür. Belli bir isim kullanmamakla beraber Hint destanları, “ Büyük beyaz bir yıldızdan” gelen uzay gemisinin Uygur Türklerinin (!) yaşadığı bölgeye indiğini söyler. “Büyük Beyaz” veya “Köpek” tanımlamaları, ezoterik-Batıni öğretilerde Sirius için kullanılan en bilinen isimlerdir.

Sirius Batıni-ezoterik olarak 4 farklı şekilde sembolize edilir:

1) Kurt veya Köpek ile
2) Yay ile
3) Trident veya Trasula ile (Üç dişli asa)
4) Sayısal sembol olarak 22 sayısı ile *****

Alıntı Kaynak:(Süleyman Diyaroğlu, Alevîlik-Batınîlik-Ezoterizm: Tanrının Gizli Dili-Chivi yazıları yayın evi)

Yedi deniz bizim keşkülümüzde
Hacem umman ise bizde göldeniz
Bizim zahmımıza merhem bulunmaz
Biz kudret okuna gizli yaydanız
 
Pir Sultan Abdal (bazı kaynaklarda abdal musa nefesi olarakda verilir)

SİRİUS :

Yörüngesel hareketli “S” harfini andırır ve insan DNA’sına çok benzerdir.

Bölüm 2

___________DOGON GİZEMİ____________


DOGON Gizemi, UFO Bilimin bir parçasıdır ve Mali’de yaşayan Afrikalı Dogon kabilesinin sahip olduğu M.Ö. 3200 yılına kadar uzanan ileri astronomi bilgilerinin kaynağını araştırır. Afrika kabilelerinin çoğunda olduğu gibi Dogonların geçmişi de oldukça karanlıktır. Dogonların şu anda yaşadıkları Bandiagara Platosu’na 13. ve 16. yüzyıllar arasında yerleştikleri tahmin edilmektedir. İnsanbilimcilerin çoğu, sayıları iki milyona varan Dogonları “ilkel” olarak tanımlasalar da Dogonlar, batı teknolojisine karşı olan ilgisizlikleri bir yana, zengin ve bir o kadar da karmaşık bir dine ve yaşam felsefesine sahiptirler. Dogonlar’ın ünü, ortaya attıkları ilginç ve şaşırtıcı iddiadan ileri gelmektedir. Bu Batı Afrika kabilesi, atalarının dünyadan 8,6 ışık yılı uzaklıktaki Sirius yıldız sisteminden gelen uzaylılar tarafından eğitildiklerine inanmaktadır. Bu kadar ilkel ve her şeyden uzak bir biçimde yaşadıkları halde gökbilim alanında olağanüstü ayrıntılı bilgiye sahip olmaları da bu iddialarını desteklemektedir. 1931 yılında Fransız insanbilimcileri Marcel Griaule ve Germaniae Dieterlen, Dogonlar’ı geniş çapta incelemeye karar vermiş ve 21 yıl boyunca Dogonlar’la yaşamışlardır. Bu iki insanbilimcinin araştırmaları Dogonlar hakkında pek çok bilinmeyenin keşfine olanak sağlamıştır. Dogon’ların Gizemi Neydi?

Orion yıldız kuşağının hemen yanında bulunan ve Köpek Yıldızı olarak da bilinen Sirius yıldızı ve onun çevresinde döndüğüne inanılan yıldız ve gezegenler, Dogon mitolojisinin temelini oluşturmaktadır. Dogonlar, Sirius yıldızının en parlak yıldız olduğunu, Sirius’un yanında çıplak gözle görülmeyen küçük, yoğun ve sönük bir yıldızın daha bulunduğunu ve bu yıldızın tam konumunu biliyorlardı. Potolo olarak adlandırdıkları bu yıldızın, dünyada bilinen tüm maddelerden daha ağır bir maddeden oluştuğuna ve Sirius’un çevresini 50 yılda döndüğüne inanmaktaydılar. Oysa ki, batılı gök bilimciler 19. yüzyılın ortalarına kadar Dogonlar’ın bahsettiği bu soluk yıldızın varlığından bile habersizdiler. 1862 yılında Amerikalı gök bilimci Alvan Graham Clark yeni bir teleskopu denerken bu yıldızı keşfetmiş ve Sirius B ismini vermiştir. Ayrıca 1920’lerde ortaya çıkmıştır ki Sirius B bir “cüce yıldız”dır. Cüce yıldızlar oldukça soluk, ışıklı, küçük fakat yoğun yıldızlardır.

Sirius B gerçekte, Dünyadan daha küçük olmasına rağmen, tıpkı Dogonlar’ın belirttiği gibi o kadar yoğundur ki, kendisinden alınan bir çay kaşığı dolusu madde 5 ton ağırlığına gelir.Daha da ilginci, Dogonlar’ın bilgilerinin sadece bununla kalmayıp aynı zamanda, modern dünyamızda ilk kez Galileo tarafından gözlemlenen Jüpiter’in dört uydusundan ve Satürn’ün yalnızca teleskopla görülebilen halkalarından da haberdar olmalarıdır. Dogonlar, ayrıca, sayısız yıldızın varlığına ve Dünyanın da içinde yer aldığı Samayolu’nun sarmal bir gücü olduğuna inanıyorlardı. Dogonlar sahip oldukları bilgilerin çoğunu sembollerle anlatmışlardır, ve bu sembollerinin temelinde Nommo’lar diye adlandırılan ve dünyayı uygarlaştırmak için uzaydan geldiğine inanılan hem karada hem de suda yaşayabilen varlıklardır. Dogon rahiplerine göre, eski zamanlarda Sirius sistemindeki bir gezegenden dünyaya inen Nommolar sahip oldukları bilgileri o zamanki rahiplere öğretmiş, onlar da bunları yeni kuşaklara anlatmışlardı. Nommolar dünyanın yaratıcıları olduğu kadar, insanoğlunun ataları ve ruhsal ilkelerin koruyucuları, “yağmuru yağdıran güçlerin ve suların mutlak sahipleri” idi. Dogonlar üzerinde araştırma yapan Amerikalı bilim adamı Robert Temple, bir Nommo uzay gemisinin gelişini ve dönerek yere inişini simgeleyen resimler bulmuştur.

Geminin Dogon ülkesinin güneydoğusuna indiği söyleniyordu. Dogon rahipleri geminin inişini tanımlarken onun kuru toprağa indiğini ve oluşturduğu girdap dolayısıyla bol miktarda toz kaldırdığını anlatmaktadırlar. Dogonlar da Sirius’lu gezginlerin bir gün geri döneceğine inanmaktadırlar: “Göklerde bir yıldız belirecek ve bu Nommo’nun yeniden dirilişinin işareti olacak.” der bir yazıt .Dogonlar ve Sirius yıldızıyla aralarında kurdukları bağ, biz UFO araştırmacılarının olduğu kadar yaratılış teorisyenlerinin, astronomların ve bilim adamlarının da ilgisini çekmiş, bu kabilenin kökenleri ve sahip oldukları derin astronomi bilgisine nasıl ulaştıkları hakkında pek çok araştırma yapılmıştır. Arkeolog-yazar Erich Von Daniken Dogon inançlarını kabullenmiş ve bu bilgileri, geçmişte dünya dışı varlıkların dünyamızı ziyaret ettiğinin kesin bir kanıtı olarak yorumlamıştır. Gerçekten de “ilkel” Dogonlar’ın yüzyıllardır sahip olduğu bilgileri bilim henüz yeni yeni keşfetmektedir. Bunun son örneği Dogonlar’ın Sirius siteminde Emme Ya adını verdikleri ve

Nommoların gezegeni olduğunu söyledikleri üçüncü bir yıldızın varlığından bahsetmeleridir. Bunun Popola (Sirius B)’dan dört kez daha hafif olduğunu, yine Sirius B gibi 50 yıllık bir zamanda daha geniş bir yörünge çizdiğini ve her ikisinin çapları arasında bir dik açı oluştuğunu belirtiyorlar ve Emme Ya’nın bir de uydusu olduğunu söylüyorlar. Hakikaten de Dogonlar’ın Emme Ya’sı vardır ve o astronomlar tarafından ancak 1995 yılında keşfedilmiş olan Sirius C yıldızıdır! İşte bu Nommoların yaşadığı yıldızın keşfidir..

(alıntıdır)


Dogonların bazı inançları:

Nommo “kelâm” günü yine ortaya çıkacaktır. Bir zaman gelecek, Sirius-B yıldızı vaktiyle po tohumunun parıldamış olduğu gibi parıldayacak ve belirli bir dönem boyunca görünür olacaktır.

* 
Tanrı Amma dört erkek insanı dört unsurdan oluşturdu.

Amma bu dört erkek insanın dişi ikizlerini de yaptı. En yüksek gök katında imal edilen, yeryüzüne nakledilecek olan atalar dört çift idi. Bu dört çift insanlığın “Oğullar” denilen sekiz atası oldular. Onlar O-nommo’nun oğulları olarak kabul edilirler. O-nommo’nun plasentasının temsilcisi Sirius-A yıldızıdır.

Dogon İnanışları


Dogon tradisyonunda Nommo’nun gemisiyle ilgili olarak belirtilen inanışlar şöyle özetlenebilir:

* Tanrı Amma dört erkek insanı dört unsurdan oluşturdu.

* Amma bu dört erkek insanın dişi ikizlerini de yaptı. En yüksek gök katında imal edilen, yeryüzüne nakledilecek olan atalar dört çift idi. Bu dört çift insanlığın “Oğullar” denilen sekiz atası oldular. Onlar O-nommo’nun oğulları olarak kabul edilirler. O-nommo’nun plasentasının temsilcisi Sirius-A yıldızıdır.

* Bu “Oğullar” gemiye tohum halinde koyuldular.

* İniş hareketine geçmeden önce gemiye Sirius-B yıldızından po tohumu yüklendi. Amma’nın po’ya yerleştirdiği ve po’nun gemiye boşalttığı yaratılış unsurlarının oluşturduğu bütün 22 kategoriden oluşur.

* Amma, zamanı geldiğinde, tüm yaratmış olduklarıyla dolu gemiyi rahminden çıkarttı ve yeryüzüne indirtti.

* Gemi yeryüzüne sekiz dönemde (aşamada) indi.

* İniş hareketi sırasında “parlayan Sirius-A yol gösterdi”. Yıldızların ilki, başlangıcı, en yüksek ‘Gök katı’nın merkezini kaplayan, “yıldızların direği” olan Sirius-B yıldızıdır; Amma’nın rahminden çıkan yıldızların sonuncusu ise, “alemin göbeği” ve “O-nommo’nun göbek kordonunu temsil eden” Sirius-A yıldızıdır.

* Geminin iniş yolculuğu sırasında insanlar Sirius-A’nın parladığına tanık oldular.

* Gemi, inişi sırasında bir ufuktan ötekine kadar tüm göğü kaplayan bir yay oluşturmuştu.

* Gemi yere konduğunda ise insanlar ilk kez Güneş’in doğuşuna tanık oldular.

* “Güneş doğduktan sonra Sirius yol gösterdi.” Güneş sistemimiz Sirius sistemi ile evlendi.

* Oğullar en yüksek gök katından O-nommo ile çıktılar, iniş yolculuğunda anagonno-bile oldular, yeryüzüne konarken anagonno-sala oldular, yürümek için gemiden ayrıldıklarında ise “kişiler” haline geldiler. Gemi yere konduğunda dünyasal kirli toprak ile Nommo’nun saf toprağı karşılaşmış bulunuyordu.

* Geminin asılı olduğu zincirin ucu Amma’nın elinde bulunuyordu. Bu zincir, Amma’nın “Oğullar” ve soylarından gelenler arasına yerleştirdiği çözülmez bir bağdır.

* O-nommo aldığı kelâmı bağırarak bildirmesinden sonra, kelâmı insanlara aktarmakla da görevliydi.

* Geminin 60 bölmeli içeriğinden şimdiye dek insanlara ancak 22 kategorisi açıklanmış, verilmiştir. Kelâmın insanlığa gelecekte aktarılacak kısmı Dünya’yı değişikliğe uğratacaktır. Nommo “kelâm” günü yine ortaya çıkacaktır. Bir zaman gelecek, Sirius-B yıldızı vaktiyle po tohumunun parıldamış olduğu gibi parıldayacak ve belirli bir dönem boyunca görünür olacaktır.

Nommo’nun gemisi

Nommo’nun Gemisi, Mali Cumhuriyeti’nde yaşayan Dogon yerlilerinin mitolojisinde Sirius yıldız sisteminden Dünya gezegenine “gönderilenler”i ifade eden bir terimdir.

Nommo’nun gemisi terimi, Dogon inanışında, kimi zaman Sirius sisteminden Dünya’ya gelen maddi bir uzay gemisinden söz ediliyormuş gibi, kimi zaman da manevi anlamlar içeren bir sembol olarak kullanılmaktadır.

Kuşaktan kuşağa aktarılagelmiş Dogon tradisyonuna göre, bu gemi, insan soyunun birer imalat olan atalarını içermektedir. Fakat atalar gemiye insan formunda değil tohum halinde koyulmuşlardır; geminin Dünya’ya iniş yolculuğu boyunca, embriyonun, insan cenininin ana rahminde geçirdiği oluşum evrelerini andıran çeşitli dönüşüm evreleri geçirirler ve gemi yeryüzüne konduğunda gemiden insan biçimine gelmiş olarak çıkarlar. Altmış bölmeli bu gemi yalnızca ataları değil, yirmiiki kategoride sınıflanan “yaratılış unsurları”nı ve “kelâm”ı da içerir. Gemideki bölmelerde tüm varlık türleri ve “oluş usulleri” vardır; fakat bunların yalnızca bir kısmı yeryüzüne indirilmiştir, dolayısıyla insanlar yalnızca bir kısmını bilmektedir. 


Duvar Resimleri, Eşyalar:


Nommo (1)


Nommo (2)


Nommo (3)


Nommo (4)


Nommo (5)

Bölüm 3:

Dogonlar:
————(1)——————–—(2)——
En yüksek gök katında imal edilen, yeryüzüne nakledilecek olan atalar dört çift idi
 

Alevi anlatımı:


—————— –(1)

Kırklar arş üstünde kurdular cemi
Muhabbet hak oldu sürdüler demi

————(2)
(Pir Yeksanî)

Arş ne demek:

1)Çatı, tavan
2)Taht
3)9. ve en sonuncu gök katı.
4)Tanrının varsayılan kudretinin tecelli yeri.


Atamın beline inmezden evvel
Şol kudretten terkip oldum da geldim

—Nimrî Dede

Yorum: Ata, erkek beline inmeden önce kudretten, güç sahibinden ……. olduktan sonra geldim.

Terkib ne demek:
1)
 Bir kaç şeyi karıştırıp bir şey meydana getirme
2) Nazım şekli
3) Gramerde; Tamlama, tamamlama


Kul Seyyid – Sultan Sinemil

Yorum Yap - Katkı Sun

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s